21/9/2007 - Meyyitzade
Size simdi anlatacagim olayi ne akliniz alir, ne de mantiginiz... Ama Evliya Celebi bu olay uzerinde cok ciddi, cok israrli olarak durmustur. Istanbul'un koca bir semti ise, tam 350 yil bu hadisenin gercek oldugu konusunda ayak diremistir.
Vak'a Kasimpasa'da cereyan etmistir.
Kasimpasa, 350 yil once Istanbul'un en gozde, en kibar semtiydi. Osmanli denizciliginin butun gozde kaptanlari buralardaki konaklarda ve yalilarda otururlardi. Suru suru gemiler kiyilarda dizilir, geceleri ve gunduzleri tersaneyi yuzlerce azap neferi beklerdi. Semtin sokaklarinda otuz bes kaptan, leventleriyle kol gezerdi.
O devirde Kasimpasa Tersanesi'nin arkasinda buyuk bir mezarlik vardi. Burada pek cok buyuk ve taninmis adam yatardi. Mezar taslarindan biri, su beyitle gelen gecenin kafasini dusuncelere sokardi:
"Bunlar onlardir ki gelup gittiler
Gelup de isbu cihanda nettiler?"
Bu koca mezarligin icinde "Meyyitzade Kabri" adi verilen kavuklu bir mezar tasi vardi. Burada bir ana-ogulun yattiklari soylenirdi. Halk bu ana-ogulun hazin hikayesini oyle etrafli olarak bilmezdi. Ama Evliya Celebi, saga sola basvurarak bunun en ince noktalarini tespit etmis, unlu seyahatnamesinde soyle anlatmistir:
"Bu Meyyitzade'nin babasi Egri Savasi'na gidecekti. Fakat karisi gebe idi. Adamcagiz kadini nereye ve kime birakacagini bilmiyordu. Nihayet gunlerce devam eden basvurmalarindan bir cevap alamayinca ellerini gokyuzune kaldirdi:
- Hey yuce Allah'im! Savasa gidiyorum. Karimin karnindaki evladim sana emanettir, dedi ve cikip gitti.
Dort ay sonra ise kadincagiz dogurmadan oldu. Semt halki tarafindan getirilip bu mezarligin bir yerine gomuldu. Fakat kadincagizin karnindaki cocuk sagdi. Yavrucak anasinin gomulusunden uc gun sonra dunyaya geldi.
Bir hafta sonra kadinin kocasi Egri seferinden dondu. Ilk isi evine kosmak oldu. Fakat evde ne karisini ne de yavrusunu bulabildi. Deli gibi dort bir yana saldirdi. Herkes ona:
- Karin oldu! diyordu. Koca yeniceri ise dikiliyor:
- Ben karimi da yavrumu da Allah'a emanet ettim! diye kukruyordu.
Semtin erkekleri onu aldilar, karisinin gomuldugu mezarliga goturduler. Posbiyikli, yigit, taze ve kabarik topraga dusup hemen kulagini dayadi, asagisini dinledi. Kabirden incecik bir cocuk sesi geliyordu. Yeniceri:
- Bre kazma kurek verin! Evladim asagida sagdir! diye haykirarak firladi. Semt erkekleri saskin bir halde mezarcinin kazmasini kuregini kaptilar. Derhal topragi actilar. Gordukleri manzara karsisinda gozleri yuvalarindan disari firladi, dilleri tutuldu. Cunku acilan cukurda kucucuk bir insan yavrusunun anasinin sag memesini emmekte oldugunu gorduler."
Evliya Celebi'nin satirlarindan bugunku Turkceye aktardigimiz, biraz da susledigimiz bu hikayenin gercek tarafi nedir? Bunu tayin edemeyecegiz. Ancak, oldu sanilarak gomulen gunlerce mezarda kaldiktan sonra olmedigi anlasilan bircok insan goruldugune gore, elbette bunun da gercek bir yonu vardir.
Yine Evliya Celebi'nin anlattigina gore olu anasinin koynundan alinip yetistirilen bu cocuk, delikanli cagina geldikten sonra ulema sinifina sokulmus, sozu dinlenir bir adam olmus. Sultan Ahmet devrinde olunce de yine anasinin kabrine gomulmus. "Olu oglu" anlamina gelen "Meyyitzade" lakabi halkin dilinden bu zamana kadar silinmemistir. (1)
(1) Ragip Sevki Yesim, Hayat Tarih Mecmuasi, 1965, sayi: 11
|